Anasayfa   Firmamız Hakkında   Banka Hesapları   Kredi Kartı Güvenliği   Servis Sözleşmesi   İletişim
Püf Noktası
Sitede Ara
Language
İstatistik
Genel
Çoğul753144
Tekil105138
Tarih2008-10-03
Kullanıcı
Toplam Kullanıcı19
Son kullanıcıHakan064
GünHitler
2012-05-19
130213021302
2012-05-18
214621462146
2012-05-17
135013501350
2012-05-16
722722722
2012-05-15
904904904
2012-05-14
118611861186
2012-05-13
151515151515
Dost Siteler
Çiçek Menü
Bilgi Hazinesi
Anket
Hangi Çiçeği Seversiniz
Gül
Şebboy
Orkide
Papatya
Karanfil
Sultan Vahdettin
Tarih 27/09/2008 11:21 Yazar isparta Hitler 66
Print Pdf RSS
Sultan Vahdettin

Otuzaltıncı ve son Osmanlı padişahı, yüzbirinci İslam halifesi.

Saltanatı: 1918-1922
Babası:Sultan Abdülmecid Han - Annesi: Gülistu Kadın Efendi
Doğumu: 2 Şubat 1861 Vefatı: 16 Mayıs 1926

Sultan Abdülmecid Han'ın en küçük oğludur. Küçük yaş ta anne ve babasını kaybettiğinden, ağabeyi II. Abdülhamid'in himayesinde yetişti. Çok zeki olup fıkıh bilgisinde pek ileriydi. 4 Temmuz 1918'de ağabeyi Sultan Reşad'ın vefat ettiği gün padişah ve halife oldu. Saltanata geçtiğinde I. Dünya Savaşı'nın korkunç neticeleri alınmak üzereydi. Nitekim 30 Ekim 1918'de Mondros mütarekesi imza edilerek, Birinci Dünya Harbi mağlubiyetimizle bitti. Vahideddin Han bu mütarekeye imza koyan delegeleri kabul etmedi. Mütarekeden hemen sonra Osmanlı Devleti'ni sebepsiz yere savaşa sokan, milyonlarca vatan evladını cephelerde eriten Talat, Enver ve Cemal paşalar yurt dışına kaçtılar.

İttihatçı liderlerin baskısından kurtulan Sultan Vahideddin'in elinde ancak dü? ? manlara teslim edilmiş bir milleti idare etmek kaldı. İstanbul, 16 Mart 1920'de İtilaf devletleri tarafından işgal edildi. Yunanlılar İzmir'e, İtalyanlar güney batıya, Fransızlar da Güney Anadolu'ya girdiler. Vahideddin Han 11 Mayıs 1920'de düşmanların hazırladığ ı ve Anadolu'nun işgalini ihtiva eden Sevr antlaşmasını bütün baskılara rağmen imzalamadı. Osmanlı ordusu tamamen lağvedildi. Medine muhafızı Fahri Paşa, on ikinci ordu kumandanı Ali İhsan Paşa ve harbiye nazırı Mersinli Cemal Paşa gibi değerli kumandanlar Malta'ya sürüldüler. Padişah'ın şahs? ?nı korumak için yalnız yedi yüz kişilik maiyyet-i seniyye kı tası bırakı ldı. Sultan bu taburu, Ayasofya etrafındaki sipere sokup camiye çan takmak veya müze yapmak isteyenlere ateş etmeleri emrini verdi.

İşgal altındaki İstanbul'dan vatanın kurtarılmayacağını anlayan Vahideddin Han, güvendiği kumandanları Anadolu'ya göndermek istedi. Ancak bunlar; "Dış dünyaya karşı harp edilmez. Bu iş olmaz." diyerek gitmeyi reddettiler. Sultan'ın kurtuluşun Anadolu'dan gerçekleşeceğine ümidi tamdı. Bir ara kendisi gitmeyi düşündü ise de, İngilizler "Eğer Anadolu'ya geçersen İstanbul'u Rumlara işgal ettirir, taş üstünde taş bırakmayız." diyerek engellediler. Bunun üzerine bir gün saraya çağırdığı Mustafa Kemal'i; "Paşa paşa şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunları unutun. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Devleti kurtarabilirsin!" sözlerinden sonra, büyük yetkilerle Anadolu'ya gönderdi. Böylece İstiklal mücadelesi başlamış oldu.

İstiklal harbi zafer ile neticelendikten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti 1 Kasım 1922'de hilafet ile saltanatın ayrıldığ ını ve saltanatın kaldırı ldığını bir kanun ile ilan etti. Vahideddin Han'ın adı hutbelerden kaldırıldı. İstanbul ve Anadolu basınında aleyhinde yazılar çıkmaya başladı.

17 Kasım 1922 Cuma günü Dolmabahçe Sarayı'ndan Malaya harp gemisi tarafından alınıp Malta adasına götürüldü. Oradan Melik Hüseyin'in daveti üzerine Mekke'ye gitti. Oradan da İtalya'daki Sen Remo ş ehrine giderek orada ikamet etti. Vahideddin Han, acı ve sıkıntı içinde geçen bir sürgün hayatından sonra, 16 Mayıs 1926'da İtalya'da vefat etti. Cenazesi Şam'a getirilerek Sultan Selim Camii kabristanına defnedildi.

Vahideddin Han, çok akıllı ve çabuk kavrayış lı idi. Arada Sultan Reşad olmayıp da, II. Abdülhamid Han'dan sonra tahta çıksaydı, belki devletin başına böyle bir bela gelmezdi. Çünkü O, İttihat ve Terakki hükümetinin hatalarını önleyip, felaketlerin önüne geçebilecek kudret ve irade sahibi bir kimseydi. Çok sevdiği vatanından koparken yanında şahsi ve pek cüzî mal varlığından başka bir şey götürmediği, ülkesinden ayrılmasının üzerinden henüz dört yıl geçmeden vefatı nda kasaba, bakkala ve fırına olan borçlarından dolayı 15 gün tabutunun kaldırılmamış olmasından da anlaşılmaktadır.

Vahideddin Han'ın vatanının ve milletinin uğ radığ ı felaketler karşısında neler düş ündüğü ve neler hissettiği kayıtlara geçmiş şu hadiseden çıkarı labilir. 1919 senesi Ramazanında bir sabah Yıldız Sarayı'nda yangın çıkar. Kısa zamanda büyüyen alevler, Sultan'ın geceleri kald? ?ğı daireyi de sarar. O geceyi tesadüfen Cihannüma Köşkü'nde geçirmiş olan Vahideddin, yangı nı haber alınca, üzerine pardesüsünü giyerek dı? ?arı çıkar. Köşkün önünde hiç telaş göstermeden yangını seyrederken çevrede ağlayanları görünce gözleri yaşararak; "Benim vatanım ateş içinde, onun yanında bunun ne kıymeti var." demekten kendini alamaz.

Hakkında Yazılanlar

1.Şahbaba
Osmanoğulları'nın Son Hükümdarı 6. Mehmed Vahideddin'in Hayatı, Hatıraları ve
Özel Mektupları
Murat Bardakçı
Pan Yayınc? ?lık / Gri Yayın Dizisi

Torunları, Sultan Vahideddin'e "Şahbaba" derlerdi... Şahbaba, yukarıdaki satırları, ölümünden sadece birkaç gün önce yazmıştı... Son padişahın tarihteki rolü yıllarca tartışıldı ama, o hiç katılmadı bu tart? ?? ?maya... Şimdi, ölümünün üzerinden geçen 70 küsur yıl boyunca ailesinin titizlikle sakladığı özel arşivi ilk kez bu kitapla gün ışığına çık? ?yor ve Sultan
Vahideddin, hakkındaki tartış malara belgeleriyle, mektuplarıyla, yarım bıraktığı anılarıyla, yani kendi kalemiyle katılıyor... Murat Bardakçı'nın titiz bir araştı rmayla topladığı ve bugüne kadar hiçbir yerde yayı nlanmamış belgelere dayanarak kaleme aldığı "Şahbaba" sadece Sultan Vahideddin'in değ il, ailesinin ve yakın çevresinin de hikayesi... Hükümdarın kızı Sabiha Sultan'ın ifadesiyle, "Masalı andıran bir hayat yaş ayıp baş döndürücü iniş-çıkı şlar ve taşkın fırtınalar atlattıktan sonra pek de kolay olmayan bir şekilde ayakta
kalabilen insanların" öyküsü...

2.Son Padişah Vahdettin
Yılmaz Çetiner
Milliyet Yayınları / Tarih Dizisi

3.Yıldız'dan Sanremo'ya
Vahdettin'in Dördüncü Kadınefendisi Nevzat Vahdettin'in Hatıraları ve
150'liklerin Gurbet Maceraları
Nevzat Vahdettin
Arma Yayınları / Tarih- Anı Dizisi

1937 yılında Tan Gazetesinde dizi olarak yayınlandığı zaman büyük yankı yapan bu kitap iki kı sımdan oluşmaktadır. Birinci kısım olan Osmanlı Padişahı Vahdettin'in Dördürcü Kadınefendisi Nevzat Hanım'ın hatı ralarından ibarettir. Son derece önemli olan bu hatıralarda Nevzat Hanı m'ın Sultan Reşad'ın sarayında geçirdiği çocukluk dönemi, Vahdettin'in Dördüncü Kadınefendisi olarak katıldığı Vahdettin'in haremine ait hatıralar ve son nefesine kadar yanında bulunduğu Vahdettin'in Sanremo'ya ait hatıraları anlatılmaktadır.

İkinci kısımda ise Vahdettin'in yurt dışına kaçışından sonra gittiği Malta, Hicaz ve Sanremo'da başı ndan geçenlerle, İngiliz elçiliğine sığınıp bir süre Taş kışla'da kalan, daha sonra İngiliz gemileriyle yurt dı? ?ına çı karılan ve büyük bir çoğ unluğu 150'likler listesine dahil olanların Malta, Mısır, Sanremo, Romanya, Yunanistan ve Hicaz'da baş larından geçenler yer almaktadı r.

RankRankRankRankRank
Ziyaretçilerimiz

Online Kişiler
10

Online Kullanıcılar
0

Online Ziyaretçiler
10
01:  United 


states Google spider
02:  Unknown 180.76.x.x
03:  Unknown 180.76.x.x
04:  United 


states 38.107.x.x
05:  United 


states 38.107.x.x
06:  United 


states 38.107.x.x
07:  United 


states 38.107.x.x
08:  United 


states 38.107.x.x
09:  Unknown 95.14.x.x
10:  Unknown 180.76.x.x

» Çoğul
753144
» Tekil
105138
Site Menü
Haberler
Popüler Dosyalar
RSS Kaynağı
Son Hazırlananlar
Tüm ürünlerimize KDV %18 dahildir. Resimler örnek teşkil edip aynı şekilde hazırlanmaktadır.
Web sitemizdeki içerikler telif hakkı içermez. Alıntılar alıntı ibaresiyle belirtilmiş olup.Hukuk haklarımız saklıdır.
Web sitemizde TCK ve ticaret kanunlarına aykırı içerik barındırılmamakta ve denetimleri düzenli yapılmaktadır.