Yazarın yayına hazır ve üzerinde
çalıştığı 15 eseri daha mevcuttur.
1. Politik Molitik
Hicivler,
2. Mevtayı Nasıl bilirdiniz? (Siyasi hicivler),
3.
Futbol
Dini (Futbolun zararları),
4.
Gülen’in Ağ
lattığı
Müslümanlar 5.
Kitabın Bitmeyen
Türküsü 6. İhanet Bilmeyen Kitap
Yüzleri 7.
Yakın
Tarihimizden Unutulmaz Dosyalar
8.
Risale-i Nurda Temel
Kavramlar
9. Medrese-i Yusufiye Mektupları
10. Şiire
Benzer Şeyler (Şiir)
11. Bunlar Bizim Dertlerimiz
(Makaleler)
12. Üsküp
Günlüğü
13. Daru’l-Acaip bir
Ülke’de yaşananlar
(Unutulmaz Dosyalar)
14.
Aforoz
edilen şakirt
15. Size
Muhammed(sav) yetmiyor mu?
SELİM
ÇORAKLI
(Gazeteci-
Yazar)
1960 Bayburt doğumlu
Evli (1993),
dört
çocuk babası
Cezaevi (1979
-1981) (Siyasi
sebeplerle 2
yıl)
Siyasi sebeplerle tahsilini tamamlayamadı.
Askerlik (1981-1983)
Müteahhit Firmada Mali İşler
Sorumlusu (1984-1986)
Cezaevi (1986-1987)
(Düş
ünce
suçu, İzmir DGM, 163. Maddeye
muhalefet)
Üniversite
Yurt Sorumlusu (özel)
(1987-1988)
Zaman Gazetesi Sorumluluğu-
Muhabirlik (1988-1992)
(Bornova)
Özel Vakıfta Öğrenci
Temsilciliği
(1988-1992)
Sızıntı Dergisi Yazı Heyeti (1989-1992)
Zaman Gazetesi
Araştırma Sayfa Sorumlusu,
Redaktörlük
ve yazarlık (1992-
1993)
Zaman
Gazetesi Aile ekinde köşe
yazarı
“Çeşitleme” (1992-93, 58 sayı)
Zaman Gazetesi Makedonya Temsilciliği (1993-1995, 25 ay)
Zaman
Gazetesi Makedonya baskısını çıkarma (1994)
Zaman
Gazetesi Dış Haberde Köşe Yazıları -
Muhabirlik (Diyar-ı
Üsküpten, 1993-1995)
Araştı
rmacı-Yazar (1988-
1999) (Fikri, İçtimaî,
Siyasi ve
Kültürel konular)
Zaman Gazetesi
Araştırma sayfa
sorumluluğu ve yazarlık (1996-1997)
Birleşik
Yayıncılık Yay?
?n Müdürü
(1998)
Zaman Gazetesinde
Köşe Yazarlığı (Kitâb-i
Kritik
/ Oku-Yorum /Arz-ı Hal) (1997
-1999)
Cuma Dergisi yayın
yönetmenliği ve yazarlığı
(1999 Temmuz- 2004 Temmuz)
Kız
kulesi gazetesi köşe
yazarlığı
www.
bayburt.net
köşe yazarlığı
www.karadenizbirlik.com
yazarlığı
İBB
Kültür AŞ seyyarkitap
yazarlığı…
DIŞ GEZİLER
Gazeteci olarak (1993-1995 arası
nda
Makedonya, Arnavutluk, Kosova ve
Bulgaristan)
ARAŞTIRMA-İNCELEME VE
MAKALELERİ
Çeş
itli
fikri ve içtimai konularda
100'e yakın araştırma ve inceleme
dosyası yanında
1000’den fazla makalesi Hergün, Yeni Devir,
Selam, Zaman,
Akit, Vakit ve Kızkulesi Gazeteleri ve Sızıntı, Yeni
Ümit,
İmza,
Vahdet, Mektup, Damla, Kitap, Takva, İslam, Sağlık yolu,
Cuma ve Moral
Dünyası dergilerinde yayınlandı.
KULLANDIĞI
MÜSTEAR İSİMLER
Cemal
Doğan,
Ayhan İnal Kurt, Cemal
Haksöyler, Selim Yusufoğlu, Dr. Selman
Yapar, Selim
Bayburtlu,
S.Çoraklı, Selman Yusufoğlu,
Lütfullah
Müftüoğ
lu
YAYINLANAN KİTAPLARI
1.
Sentezci
Düşünce, Değişim,
1993,
2.
Tahliller-
Terkipler-Tenkitler, Değişim, 1993.
3.
Parçadan
Bütüne Yeni Oluşum, Değişim, 1993.
4.
R.Nurdan
İmani Tahliller, Değişim, 1993.
5.
Sansürsüz Yazılar,
Birleşik, 1997.
6. Edebiyata
Müslüman’ca
Bakmak, Birleşik, 1997.
7.
Kitap Okuma Şuuru, Marifet, 1998.
8. Sistemli
Düş
ünceler, Marifet, 1998.
9.
Bediüzzaman Modernist mi
Postmodernist mi?, Bilge, 1999.
10.
Tefekkür Damlaları (Kitap
ve 15 VCD)
11.
İstanbullu olmak
12.
İstanbul’un tekleri
13.
Aile içi iletişim
14. Zararlı alışkanlıklar
15. İstanbul’da
ilçe ve semt isimlerinin
kökeni(2 kitap)
x
SELİM
ÇORAKLI
“Yazmak.
Herhangi bir
çıkar düş
ünmeden yazmak.
İçinden
geçenleri, ruhunda hissede
hissede, duya duya, doya doya
yazmak.
Bazılarının nahoş
emellerine, hoş gelmese de, 'uysa
da
uymasa da' kabilinden yazmak.
Yaşanan tecrübeleri
başkalarının da yaşamaması, onca
çileye katlanmaması
için yazmak.
Başarılar?
?n, zevklerin, hazların,
kolaylı
kların paylaşılması için yazmak.
Görüş ve görünüş
lere
kapı
lmadan, ortalığı kasıp kavuran cereyanların etkisinde kalmadan,
yatay ve dikey
engelleri göğüsleyerek yazmak.
Uykularını, zaman?
?nı, mesaisini, rahatını kısaca
ömrüyle beraber
bütün varlığını Hak
ve
hakikat uğruna feda ederek, sadece
gerçeği, faydalıyı;
cilalamaya
gerek durmadan, süslü
kalın kabuklardan
arandırılmış bir
şekilde yazmak.
Sadece ve
sadece
özü
yazmak.”
“Bütün bu
düşünceleri
nazara
alarak yazan biri var mı?” diye
sorulsa, benim aklıma ilk
gelenlerden biri,
tanıdığım günden beri
“Peygamberler
müstesna
herkesin fikirleri alınabilir de, reddedilebilir
de, ilkesine
gönülden inanan
ve bunu her zeminde muhafaza
edebilmesini
başaran Selim Çoraklı
’dır denilebilir.
Selim
Çoraklı çileli bir
hayat geçiren nadir
yazarlarımızdan biri. Siyasi sebeplerle iki defa cezaevine
girmiş, bir defa da
meş
hur 163. maddenin ahtapot kollarına yakalanarak kendi ifadesiyle
“Yusufiye
Medresesi”ne dahil olmuş. Yani
üç
sefer yapmış
“Medrese-i
Yusufiye”ye…
Yusuf
Medreseleri’nde
geçirdiği üç y?
?lı
çok iyi
değerlendirmiş Çoraklı. Girmeden önce
başlattığı
ve yoğun olarak sürdürdüğü
okuma
serüveninin buralarda da hiç aralık vermeden devam
ettirmiş.
Bu serüvende, İmam Gazali’nin, İmam
Rabbani’nin, İbn-i
Kesir’in,
Bediüzzaman’ın, Mevdudi’nin, Seyyit
Kutub’un, Hasan El Benna’nın, Necip
Fazıl’ın,
Mehmet Akif’in, Cemil
Meriç’in, Seyyid Ahmet
Arvasi’nin, Nurettin
Topçu’nun, Fethullah
Gülen’in
külliyatlarını bitirmiş. Kendisine sorulan bir
soruya verdiği
cevabında şimdiye kadar okuduğu kitapların sayısının
dört
bini geçtiği biliniyor.
Çoraklı,
çevresinde daha çok “Cemal Hoca veya kendisi
asla
hoş
lanmasa ve kabul etmese de Filozof Cemal” olarak
tanınıyor.
Çünkü O, en
düşük
mü’minin en yüksek
filozoftan daha yüksekte
gören bir anlayışa sahip. Bu sebeple
birçok filozofu
“değersiz adam,
ömrünü boş fikirler peş
inde
geçiren
sergerdanlar” olarak kabul ediyor. Bu sebepten mi
bilinmez
ama, yakın
arkadaşı gazeteci yazar Nevzat Bayhan ona
“Asrın
Mütekebbiri” lakabını takmış.
Çoraklı
bunun
sebebini şöyle açıklıyor:
“Nevzat bey
önceleri beni “Asrın
mütefekkiri” olarak
tanı
tıyordu. Baktım
mütefekkirlik para etmiyor. İnsanlar
yaptığımız
tevazuları
gerçek zannediyorlar. Ben de
mütekebbir olmaya karar
verdim.”
Çoraklı, kendi ifadesiyle hayat anlayı
ş?
?nı
Bediüzzaman hazretlerinin şu sözleriyle
özetliyor.
“Hakkın hatırı yüksektir.
Hiçbir hatıra feda
edilmez.
Hakkı söyleyeceğim. Bu hususta
kimin hatırı
kırılırsa kırılsı
n.” Gerçekten de
Çoraklı’nın hayatına
baktığımızda bu
anlayış
ın tezahürünü geniş
biçimde
görüyoruz. Öyle ki, ister yer
aldığı fikir
hareketleri
içerisinde, isterse de bu hareketler sebebiyle
yargılandığı
bütün mahkemelerde, sonucun ne
olabileceğine bakmadan hep
doğ
ruları savunmuş; liderleri eleştirebilmiş, bu
sebeple adeta dokuz
köyden de
kovulmuş. Ama o her seferinde
doğruları savunma uğruna bu
kovulmalardan asla bı
kmamış.
Her doğruyu her yerde
söyleyen bir fıtrata sahip
Çoraklı. Her doğru her yerde
söylenmez diyenlere karşı
ise bir
soruyla cevap veriyor Çorakl?
?: “Hangi doğru nerede
söylenir. Bir listesini yapar mısınız?
” Tabii ki
sübjektif bir
değerlendirme olacak olan böyle bir
soruya kimse
cevap veremez. Zaten
Çoraklı da her doğru her yerde
söylenmez diyenlerin aslında
hiçbir doğruyu hiçbir
yerde söylenmeze
döndürdüklerine
inanıyor.
Çoraklı, Ülkücü
hareket
içerisinde gençliğin çeşitli kademelerinde
görev yapmış ve iki defa cezaevine girmiş. Maruz kaldığı
silahlı
ve
bombalı saldırıda iki kez yaralanmış. Yargılandığı
Askeri
mahkemelerde
kendinden çok inandığı davasını
savunmuş.
Daha
sonraları (1986-1987)
üçüncü
kez 163. maddeye
muhalefetten
(Hani şu meşhur “Ülkeyi yı
kıp yerine şeriat
düzeni getirme” iddiası)
DGM’lerle
tanışmış ve
yine Yusufiye Medresesi’ni
boylamış.
DGM’lerde yargılanı
rken yaşadıkları ise
gerçekten
ilginç. Hâkim iki A 4
sayfası
büyüklüğündeki bir yazı için
5
ile 8
yıl arası hapis isteyince, Çoraklı bunu az bulmuş ve
hâkime
şöyle demiş: “Hakim bey, bizim gibi
ülkeyi yıkmak
isteyenlere(!) bu ceza çok az. Bunu kız
kaçıranlara ve at hı
rsızlarına da veriyorsunuz. Bizi ibret-i alem
için asın da, bir daha bu
ülkeyi yıkmaya
çalış
mayalım.”
Çoraklı’nın bırakın
ülkeyi
yıkmaya
çalışmasını, ömrü bu
ülkeyi yıkmaya
çalışanlarla mücadelede
geçmiş. Ama kaderin
cilvesine bakın ki, birileri onu mahkemelerde
ülkeyi yıkmaya
çalışmakla suçlamış.
Neyse ki 7-8
yıl süren
yargılanmalar sonucu
Çoraklı’nın
ülkeyi yı
kmak gibi bir niyetinin
olmadığı kararına varılmış ve Askeri
Mahkemelerde
süren
davalardan beraat kararı çıkmış.
Ancak 1986
yılında yargılandığı 163. madde konusunda Askeri
mahkemelerdeki gibi
şanslı olamamış Çoraklı. İzmir DGM, iki
sayfal?
?k bir yazı
için tam 4 sene 7 ay ceza vermiş. 7,5 ay yatan
Çoraklı,
tahliye edilmiş, ama Yargıtay cezasını tasdik etmesi
sebebiyle
kaçak duruma düşmüş. Rahmetli Turgut
Özal’ın 163. maddeyi kaldırmasına kadar tam
dört
y?
?l kaçak olarak gezen Çoraklı, bu
dönemde yazı
ları
nda Cemal Doğan, Ayhan İnal Kurt, Cemal
Haksöyler, Selim Yusufoğlu,
Dr.
Selman Yapar müstearlarını
kullanmış.
Çoraklı
yazı serüvenine
gençlik yıllar?
?nda başlamış. İlk yazı
sı 1977’de
Hergün
Gazetesi’nde çıkmı
ş. O
dönemlerde yayınlanan
Ülkü Yolu dergisinde de
birkaç yazı yazmış
Çoraklı. 12 Eylül
ihtilalinde
cezaevinde olan Çoraklı,
bu dönemde de bir yerde
yayınlamasa da
deneme türü
yazılarına devam etmiş.
Cezaevinden
çıktıktan sonra (1981)
yazdığı yazıları Yeni
Devir gazetesine
göndermiş ve burada da
epey yazısı
çıkmış. Daha
sonraları İmza ve Vahdet
dergilerinden
birkaç araştırma yazısı ve
makalesi yayınlanmış.
(1985-1986 yılları) 1987 tarihinde
üçüncü
kez girdiği cezaevinden
çı
kınca; kaçak gezdiği
dönemlerde
Sızıntı ve Yeni
Ümit dergilerinde Cemal Doğan
imzasıyla, fikri,
içtimai ve edebi
alanlarda düzenli yazılar
yazmaya
başlamış. Bu arada basın hayatına
hızlı bir şekilde giren
Zaman
gazetesinde de yazıları yayınlanmış ve fahri
muhabirlik yapmış.
1992
yılında ise İstanbul’a gelerek fiili olarak Zaman
gazetesinde
gazeteciliğe başlamış. Zaman gazetesinde
redaktörlük,
sayfa
sorumluluğu ve yazarlık yapan Çorakl?
?, 1993 yılında
Yugoslavya’dan bağımsızlığını kazanan
Makedonya’nın başşehri Üsküp’e
giderek
burada Zaman gazetesini çıkarmış.
Yerinde
duramayan bir
yapıya sahip olan Çoraklı, Makedonya’da
da
boş durmamı?
?. Oradaki Romların ve Türklerin
teşkilatlanmalarına
yardımcı olduğu
ve
“Fundamentalist” faaliyetler yaptığı
gerekçesiyle
Makedon hükümetinin
gözüne batmış ve
1995
senesinde İçişleri
Bakanlığı’nın aldığı
bir kararla s?
?nır dışı edilmesine
karar verilmiş. Böyle bir karara
maruz kalan
Çoraklı tekrar
Türkiye’ye (1995
Haziran ayı)
dönerek Zaman
gazetesinde yazar kadrosuyla
göreve devam etmiş.
Zaman
gazetesinde Sayfa
sorumluluğu, araştırmacı gazetecilik gibi
görevlerde
de bulunan
Çoraklı, cemaat içi
çekişmeler
sebebiyle 1997
yılında bu görevleri bırakarak
müstakil bir
sayfada kitap
kritikleri yapmaya başlamış. Bu görevi de
iki
buçuk yıl
sürdüren Çoraklı, Zaman
gazetesi ve
Gülen cemaatindeki değişimleri inhiraf saydığından
dolayı,
hem
çalıştığı gazete ile hem de cemaat ile ilişkisine son
vermiş.
Zaman gazetesinden ayrılan Çoraklı, kısa bir
süre
Namık Kemal Zeybek’in çıkardığı
Ayyıldız gazetesinin
hazırlık çalışmalarında bulunmuş.
1999
yılının Temmuz ay?
?nda Cuma dergisinin yayın
yönetmenliği
görevini
üstlenmiş. Beş yıl boyunca
bir muhabir ile birlikte
haftalık bir haber yorum
dergisini çıkarmayı
başaran
Çoraklı, derginin kapak
dosyalarını hazırlamanın
yanı sıra
değişik müstear isimlerle siyasi,
fikri ve
kültürel konularda
yazılar yazmış. Dergide
çalıştığı beş yıl boyunca Molla
Hasım müstear
ismiyle
de siyasi hicivler yazmış. Bu hicivler sebebiyle
hakkında
birçok dava
açılmış.
Çoraklı, Cuma dergisinde
çalıştığı
dönemlerde Akit ve Vakit gazetelerinde de muhtelif
araştırma
dosyaları ile
kültürel alanlarda birçok yazı
kaleme
almış.
Çoraklı bu görevini de 2004
yıl?
?na kadar
sürdürmüş ve derginin generallerin
açtığ
ı bir tazminat davası sebebiyle (Çetin Doğan,
Hurşit
Tolon ve Tuncer
Kılınç isimli Orgenerallerin kafalarını
sinek
2’li,
3’lü ve 4’lü iskambil
kağıtlar?
?na basm?
?ş. Bu sebeple generallere sinek ve dolayısıyla da pislik
dediği iddia
edilerek dava
açılmış) 50 milyar liraya mahkum edilmesi
sebebiyle
kapanmasının
ardından noktalamış ve emekli olmuş.
1960
Bayburt doğumlu
Selim Çoraklı, aslında
birçok romana konu
olabilecek hı
zlı bir hayat yaşamış. Siyasi
sebeplerden dolayı tahsilini lise ikide
noktalamı
ş. Tahsil ile
kültür arasındaki farkı çok iyi
fark eden
Çoraklı, sürekli okuyarak kendini yetiştirmiş ve şu ana
kadar
yayınlanmış 10 kitap, bir 15 VCD’lik set ve yayına hazır
12
kitaba
imza atmış.
Çoraklı’nın ilk
kitabı olan
“Sentezci Düşünce” 1991
yılında
çıkmış. 1993 yılında Muhsin
Yazıcıoğlu’nun
MHP’den ayrılışının arka
planını anlatan
“Parçadan Bütüne
Yeni Oluşum”
ise
ikinci kitabı... Bunları aynı yıl
“Tahliller-Terkipler-
Tenkitler” ile
“Risale-i Nurdan
Tahliller” kitapları takip
etmiş. 1997 yılında iki
kitaba daha imza
atmış Çoraklı. Zaman
gazetesinin sansürlediği
yazıları sansürsüz olarak
“Sansürsüz
Yazılar” ismiyle, o
döneme kadar kaleme aldığı edebi yazı
larını ise
“Edebiyata Müslümanca Bakmak”
ismiyle
Birleşik Yayıncılık’ta yayınlamış. 1998 yılında da
Marifet
yayınları arasında “Sistemli
Düş
ünceler” ile “Kitap Okuma
Şuuru”
çıkmış. Daha önceleri konferans
olarak verilen
“Bediüzzaman Modernist mi Post Modernist
mi?” kitabı
ise
1999 yılında Bilge yayınları arasında
okuyucusuyla buluşmuş.
Cuma dergisinin yayın
yönetmenliğini yaptığı
dönemde
kitap
çalışmaları devam eden Çorakl?
?, buna rağmen
zikredilen dönemde hiç kitap yayınlamamış.
Derginin
kapanmasının ardından “Risale-i Nurdan Tefekkür
Damlaları
” adıyla 15 adet VCD metni hazırlamış. Digital
yapım
tarafından
yayınlanan VCD setinin aynı isimli kitabı ise Ahsen
yayınları
arasında piyasaya
çıkmış. Peygamber Efendimizin
hayatını
anlatan 10
VCD’lik bir set ise şu anda yayına
hazırlanıyormuş.
Büyükşehir belediyesi
Kültür
AŞ’nin başlattığı
“Seyyarkitap” projesinin
editörlüğünü de yapan Çoraklı
?
?u
ana kadar yayınlanan 9 kitabın altısına imzasını atmış.
“İstanbullu olmak”, “İstanbul’un
Tekleri”, Aile içi İletişim”, “Zararlı
al?
?ş
kanlıklar”, “İstanbul’da ilçe
ve semt
isimleri
(2 kitap)” isimlerini taşıyan kitaplar 15. bin adet
basılarak
İstanbullulara
bedava dağıtılmış.
Şu sıralar
kendi hayatı
nın romanını
yazmaya çalışan
Çoraklı
’nın yayınlanmak
için yayınevi
arayan hazır kitapları
nın isimleri ise şöyle:
4. Politik
Molitik Hicivler,
5. Mevtayı Nasıl bilirdiniz? (Siyasi
hicivler),
6. Futbol Dini
(Futbolun zararları),
4.
Gülen’in Ağlattığı
Müslümanlar 5.
Kitabın
Bitmeyen
Türküsü 6. İhanet Bilmeyen Kitap
Yüzleri
7.
Yakın Tarihimizden Unutulmaz Dosyalar
8.
Risale-i Nurda Temel Kavramlar
9. Medrese-i Yusufiye Mektupları
10. Şiire Benzer Şeyler
(Şiir)
11. Bunlar Bizim Dertlerimiz
(Makaleler)
12.
Üsküp
Günlüğü
13.
Daru’l-Acaip bir
Ülke’de yaşananlar (Unutulmaz
Dosyalar)
14.
Aforoz edilen şakirt
15. Size Muhammed(sav)
yetmiyor mu?
Okumayı “boş zamanları
geçirme aracı olarak
değil”, bir hayat anlayışı ve bu
hayatın yakıtı olarak
gören Çoraklı, kendi nefsini
kurtaramayanların,
insanlığı
kurtarma gibi bir göreve soyunmaları
halinde ruhi bir iflasa
sürüklendiklerini belirtiyor ve bu insanlığın
önce
zikredilen
kurtarıcılardan kurtarılması gerektiğine inanıyor.
Bu sebeple
kendisine tevcih
edilen “şu anda ne yapıyorsun?”
sorusuna hep
“Nefsimi Allah’tan(cc) satın almaya
çalışı
yorum” cevabını veriyor.
Şairlik
yönü de
olan Çoraklı, ne hikmetse
bu
yönünü şimdiye
kadar hep gizlemiş. Bunu
“piyasada çok önemli şairler
var. Onların olduğu
yerde bizim karaladıklarımızdan şiir diye bahsetmek ayıp
olur”
ş
eklinde açıklayan Çoraklı’nın
şiirlerine
bakt?
?ğımızda kendisine haksızlık ettiği ortaya çıkı
yor.
***********
Koğuş kapısı Bir gıcırtı ki,
Sand?
?m
ruhumda debelenen İblisi suallerin gelmesidir diye Gelip de
güzellikleri
gölgeleyen Bir gıcırtı ki Beynimin her
köşesinde Taht kuran
Ve
rüşeym gibi Başını
uzatmış fikirlerimi Gelip de
körpecikken
Hunharca boğan Bir
gıcırtı ki, Dünyamın
küçücük tepesinde durup Sanki yokun
çanını çalan Zangoç Gelip de şeytanca
durmadan
Karanlık bilmeceler arayan Bir gıcırtı ki, Top
mermisiymiş
çesine gelen
Sandım koparılıyor yerinden beynim
Nafile
üzülmüş
üm Değilmiş ne top
mermisi Ne de
Yokluğun çanını
çalan zangoç
Bizim koğuş
kapısıymış Meğerse Bir gı
cırtıyla Beynimin her
köşesinde
Taht kurup Benimle çocuklar gibi
oynayan...
Mayıs/1987/Buca Cezaevi
/12.Koğuş
***
Üsküp’te
vuslata ermek
Üsküb'e gelmeden aylar öncesi Bir
sabah
uyurken
rüyamda gördüm Bitiyor dediler hasret
gecesi
Karanlık
düşleri güneşe serdim
Üsküb'e varınca
bir sabah erken Güllerle
bülbülü sarmaşık
gördüm
Artarda
ilhamla coşayım derken
Gönlümde bulunmaz hazlara
erdim Fatih
köprüsünün
çıktım
üstüne Müslüman
ruhunun gölgesi
sinmiş
Kulak verdim gelen ecdat sesine
Dönerken ruhumun sancısı
dinmiş
Üsküp cami
şehri minare şehri Çarşı
ları dersen
Osmanlı kokar
Görünce incecik minareleri Oturup ağ
larsın sabaha
kadar
Gezince Üsküb'ü bir baş
tanbaşa Vurur
gönüllere ecdat sevgisi Tutmazsan gözlerin
boğulur
yaşa
Çağıltıdan gelir İslam’ın sesi Vardar akar
nazlı nazlı
içinde Sezersin maziden vuran ışığı
Gökleri kuşatan o
kalesinde Görürsün
saklanan
nice aşığı Ecdat sanat?
?yla coşmuş her zaman Asırlar
ötesine bir
ruh taşımış Maddeyi
manayla yoğurduğu an
Muhteşem eseri gören
şaşırmış...
Görünür her yerden Saat kulesi
Susamış ruhlara bir
mana
sunar İslam’ın şaheser sanat şulesi
Doğudan batıya
Üsküb'ü sarar
Üsküp
manaların
coştuğu mekân Surlar sırlar ile
içice girmiş
Gönüller maziye vurduğu zaman İnsan
zanneder ki cennete
girmiş.
Diyar-ı Üsküp’te coşan
ilhamı Kalemle
mürekkep anlatamaz ki Duyulan hazların az bir tutamı
Vuslat ateşini
söndürür belki... Üsküp
bize
açar ayrı bir ufuk Yok, olur her yerden karanlık kat kat Akar kalbimize
nur oluk
oluk Kalsan da içinde bir iki saat Mayıs 1993 /
ÜSKÜP |