ESERLERİ
Türkiye
Üzerine Tezler
1908-1998
1. Kitap
Yalçın
Küçük
Tekin
Yayınevi
İkinci kitabı tamamlayıp, birincisini geniş
letme
hazırlıklarını bitirdikten sonra gördüğüm
şu: Birinci
kitap, fersiz bir ışıkla karanlıkta yürümeye
veya
sık ağ
açlı bir ormanda yol aramaya benziyor. Her adımda
çekingen,
ürkek ve bir ölçüde
korkak. Bir kayaya
çarpıp devrilmemek veya kuyuya
düşmemek
için.
Çekingenliği, ürkekliği
ve bir
ölçüde
korkaklığı, yolunu arayan ve bulan
biliyor.
Ürkek ve bir
ölçüde korkak da olsa,
henüz stabilize olmayan,
asfaltlanmamış bir yoldan ilk kez
geçmenin heyecanını duyuyor. Baş
kalarına ne yaptı, bilemem;
birinci kitap bana yol açtı.
Üçüncü
baskıda bu yolu pekiştirmeye
ve
asfaltlamaya çalıştım.
Türkiye Üzerine Tezler
1908-1998
3. Kitap
Yalçın
Küçük
Tekin Yayınevi
Bilim mi daha
gerçekçi, yoksa somut
gerçek mi daha gerçek?
Bilim, eğer bilim olabiliyorsa, somut
gerçekten çok daha
gerçek'dir,
çok
daha "sahih"; buna inanı
yorum.
Bulgularımın, yurttaş
düşünenlerin acımasız
hücumlarına uğraması
nı istiyorum; kuşkusuz, bu
hücumların
sonunda ayakta kalabilmelerini
diliyorum.Bulgularımın,
yurttaş düş
ünenlerin, yoldaş
kafaların,
açacakları bir savaşı yaş
amadan ayakta kalmaları
ndan
kaygılanıyorum. Bunun, bu ülke
için, önemli bir
talihsizlik olabileceğini görebiliyorum.
Türkiye Üzerine Tezler
1908-1998
4. Kitap
Yalçın
Küçük
Tekin Yayınevi
Bu çalışmam, bir geçiş, bir
interregnum, bir fetret devrine
yoğun ve derinlemesine bir bakışı kapsıyor.
1960
yıllarının bir yaz yağ
murundan daha kısa "sanayi
demokrasisi" ile 1980 yıllarının
artık faşizmin tüm
kurumlarını asimile eden tekelsi düzeni aras?
?nda Türkiye
gericiliğiyle ilericiliğinin bir kanlı savaşı anlatılıyor.
Perspektiften yoksun,
kanının ne için akıtıldığını pek iyi
bilemeyen
Türkiye ilericiliği bu savaşta yorgun düşüyor ve
eylülist darbe ile bir daha yeşermek üzere eziliyor. Bu
çalı
şmam, bu döneminin yer yer güncelinde
yapı
lmış
çözümlemeleriyle birlikte vardığı
noktayı
ele alıyor...
Davalarım
Yalç?
?n
Küçük
Tekin Yayınevi
İnsan en çok
savaşta insan oluyor ve en iyi
romanlar savaş
romanlarından
çıkıyor. Davalarım'da tan?
?dığınız,
bildiğiniz
insanlar var, bir bölümü insan
oluyor ve bir
bölümü insanlıktan çıkıyor.
Davalarım,
yakın tarihimizin direngen ve korkak, dik ve titrek insan
manzarasıdı
r. Bir yanda
çürüme var ve bir yanda
yeniden diriliş
duyuluyor, bunları
yazdım. İnsan için
yürek ve akıl
gerekiyor. Yürek, akl?
?n
özgürlüğ
üdür. Felsefe aklın
sı
nırında bir serüven alanı
dır. Davalarım, benim, felsefeyle
en
çok içli dışlı
çalışmamdır.
Burada insan, bilgi ve yaşam dalgalarına
binerek, yüreğin ve aklın sını
rlarında dolaşmaya
cüret
ettim…
Prof. Dr.
Yalçın
Küçük, İskenderun'a
Halep'ten gelip
yerleş
miş bir ailenin çocuğudur. Baba tarafından
Türkmen, anne taraf?
?ndan ise Kafkasyalı bir aileye mensuptur. Ankara
Üniversitesi Siyasal Bilgiler
Fakültesi'ndeki
öğrencilik
hayatı boyunca, Fikir
Kulüpleri Federasyonu,
ardından Sosyalist Fikir
Kulüpleri Federasyonu,
Dev-Genç ve
Türkiye Halk
Kurtuluş Partisi olan Fikir
Kulübü
Başkanlığı'nı
yaptı. Siyasal Bilgiler'i
1960 senesinde
birincilikle bitiren
Küçük, 27 Mayıs
ihtilalinde,
büyük
öğrenci eylemlerinin başında yeraldı.
60
ihtilalinden sonra Devlet
Planlama Teşkilatı'na girdi. Burada bir süre
çalışt?
?ktan sonra ABD'ye giderek Yale'de lisans
eğitimi ald?
?. 1966'da
ODTÜ'de çalışmaya
başladı. 1968-70
yılları
arasında Sovyetoloji araştırmalarını
kitaplaştırdı. Bu kitaptan
dolayı
sekiz yıla mahkum edildi.
1970'lerde, İş
çi Partisi'nin ikinci
kez kuruluşu için çalış
malara katıldı. 1973 yılı
sonlarında askere alındı. Kıbrıs Barış
Harekatı'na
katıldı. 12 Eylül 1980'den sonra ise
1402'liklerden biri
olarak üniversiteden uzaklaştırıldı.
1983'te
Sultanahmet
Cezaevi'ne girdi. 1993'te Süleyman
Demirel'in
Cumhurbaşkanı olmasını öne sürerek
Paris'e gitti.
Çeşitli sol dergiler çıkarttı. PKK lideri
Abdullah
Öcalan'la ilk röportajı gerçekleştirdi.
Türkiye'ye 1998'de döndü ve iki yıl
hapis
cezasına çarptırıldı. 2000'de tahliye oldu. Son
dönemde
özellikle Sabetayistler'le ilgili yaptığı
çalışmalarla adı
ndan sözettirdi.
GÜNDEM
İnönü'den Ecevit’e
Musul’u
al
vasiyeti
Ercan YAVUZ
Aşmam 3
Ocak 2005
Gazeteci Hulki Cevizoğlu'nun Flash
TV'de
önceki akşam
yayımlanan Ceviz Kabuğu adlı
programına katılan
Prof. Dr. Yalçın
Küçük, tartışma
yaratacak bir iddia ortaya attı.
Kendisini 'devrimci' olarak nitelendiren
Yalçın
Küçük, Mustafa Kemal'in,
Musul'un
alı
nmasını ölmeden önce İsmet
İnönü'ye
vasiyet ettiğini ileri sürdü.
Bu ay
içinde ilk cildi ç?
?kacak kitabında bu konuya
değindiğini
anlatan Yalçın
Küçük,
İsmet
İnönü'nün de
Atatürk'ün
vasiyetini Bülent Ecevit'e
aktardığını savundu.
Küçük, 'İsmet
İnönü
CHP'nin genel sekreteri olduğu sırada
Ecevit'i yanına
çağı
rdı. 'Atatürk bana
Musul'u al diye vasiyet
etmişti. İlerde sen ba?
?bakan olacaksın.
Fırsatını bulursan Musul'u
al' dediğini ifade etti.
Yalçın Küçük,
Ecevit'in bu
vasiyeti son
ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet
Sezer'e
açtı
ğını ve 'Musul'u almamız lazım,
yoksa onlar
gelip alacak'
dediğini hatırlattı. ABD'nin 30 yıldır bu
bölgede bir Kürt
devleti kurmak istediğini vurgulayan Prof. Dr.
Yalçın
Küçük, 'Ben TC'nin
Kürt politikası
nı yanlış buluyorum. Barzani devletini siz
kuruyorsunuz.
Türk devleti,
Kürt devletini kuruyor' dedi.
Türkiye'nin ortadan kaldırı
ldığını savunan
Küçük, 'Bana göre
Türkiye
devleti bitmiştir artık, Cumhuriyet bitmiştir. Mustafa Kemal
2002'den sonra
gerçekten ölmüştür'
diye
konuş
tu.
HATIRINDAN ÇIKARMA
Yalçın
Küçük'ün
Ceviz Kabuğu'nda
ortaya
attığı iddiaları üzerine eski Baş
bakanlardan
Bülent Ecevit,
AKŞAM'a sözkonusu vasiyeti
doğruladı.
Ecevit, Atatürk ve
İsmet
İnönü'nün,
Musul'un aslında
Türk toprağı olduğunu
düşündüğ
ünü ancak şartlar
elvermediği için alamadıkları
nı
vurguladı. Ecevit,
'İnönü bana, 'Şartlar
elverdiğinde
Musul'u
Türk topraklarına kat. Bunu aklında
çı
karma'
dedi' diye konuştu.
İnönü'nün bu
vasiyeti kendisine 12 Mart Muhtı
rası'nın (1970) verilmesinden ve
kendisinin
genel sekreterlikten istifasından
birkaç ay önce
söylediğini
açıklayan
Ecevit, o günü
şöyle anlattı:
'Benim genel
sekreterliğim sırasındaydı.
İnönü ile başbaşa
görüşmelerimiz olurdu,
haftalık değerlendirmeler yapardık.
Birgün Musul konusunu
açtı.
Musul'un aslında
Türkiye'ye ait olması
gerektiğine inandığ?
?nı ve bu konuda
elinden gelen bütün
çabayı sarfettiğ
ini fakat o
sırada şartların elvermemesi sebebiyle
Musul'u
Türkiye'ye dahil edemediklerini söyledi.
'Şartlar
elvermiyordu
biz alamadık. Şartlar elverdiğinde
Türkiye'nin
Musul'u topraklar?
?na katması uygun ve gerekli
olacaktır. Bunu
hatırından çı
karma' dedi. Ben bu tarihi
vasiyetten kimseye
bahsetmedim. Bahsetmemeyi de
düş
ünüyordum.
Ancak bu konu tartışmaya
açıldı ve
Irak'taki son
gelişmeler Türkiye'nin
Musul'u topraklarına
dahil etmesi
konusunda elverişli bir ortam sağladı. Onun
için bu
açıklamayı yapmam gerekli oldu.'
ATATÜRK'ÜN OLABİLİR
Aynı vasiyetin Atatürk tarafından da İsmet
İnönü'ye yapılıp yapılmadığına ilişkin bir
soruya
ise Ecevit, 'Elbette yapılmıştır. Beraber karar vermişler. O
zaman
Irak
politikasını birlikte yürütmüşlerdi.
Mutlaka
Atatürk'le aynı şeyi
düş
ünüyorlardı. O
görüşmemizde bu kadar
ayrıntıya girmedi'
karşılığ
ını verdi.
AKLIMDAN
ÇIKMADI
Musul'un
Türkiye'ye dahil edilmesi
için İsmet Paşa'nın
büyük bir mücadele
verdiğini hatırlatan
Bülent
Ecevit, açıklamalarını ş
öyle
sürdürdü:
'Musul,
1920
yılların başından itibaren Türkiye'nin
ciddi bir sorunu
oldu. Bu
konuda özellikle İngilizlerle Türkler arasında
ciddi
çatışmalar oldu. Türkiye o günkü adıyla
Milletler Cemiyeti'ne konuyu götürdü.
Hatırladı
ğ?
?ma göre, referandum bile teklif etti. Ancak kabul edilmedi.
Türkiye'nin hakkı olduğu çeşitli vesilelerle dile
getirildi.
Ama
İngiltere'nin o dönemde karşı
çıkması
nedeniyle
Türkiye'nin hakkı olan
sonuçları alması
mümkün olamadı.'
Ecevit, daha
sonra üç kez
başbakanlık koltuğuna oturduğunu, bu
dönemlerde Musul
konusunun aklından hiçbir zaman
ç?
?kmadığını da
belirterek, 'Hiç aklımdan
çıkmad?
?.
Çıkması da mümkün değ
ildi. Irak yönetimi
işbaşındayken, Saddam yönetimiyle
bütün
komşu
ülkelerin sorunu olmasına rağmen
Türkiye'nin
sorunu yoktu.
Ben Saddam'la üç
kere
görüş
tüm. Biz Irak'ın toprak
bütünlüğ
ünün hem
bölgenin
hem de Türkiye'nin
yararına olduğunu
düş
ünüyorduk. O nedenle, o yıllarda
bu konuyu
gündeme
getirmedim' dedi.
ŞİMDİ
ŞARTLAR UYGUN
Şimdi Türkiye'nin
Musul'u topraklarına
dahil etmesi için şartların uygun hale
geldiğini
belirten Bülent
Ecevit, gündemi sarsacak
açıklamalarına
devam etti:
'Şimdi
şartların elvermesi bir yana, bunu
zorunlu kı
lıyor. Son gelişmeler
üzerine geçen hafta Cumhurbaş
kanı
Sezer ile
yaptığım görüşmeden sonra Türk
ordusunun
Irak'a girmesi gerektiğini söyledim. Eğer biz bunu yapmazsak
Kuzey
Irak, Türkiye'ye girecektir' dedim. Şimdi şartlar
çok değişti. Türkiye için elverişli hale geldi. Ben
hükümette olmadığım için bu gibi ayrıntılara
giremem. Ne yapabiliriz, nasıl yapabiliriz? Ama Musul Türkiye'nin
hakkı
ydı. Türkiye, şimdiye kadar gündeme getirmemişti.
Fakat şimdi K.
Irak'ta Güneydoğu'da tek çatı
altında bir
Kürt devleti kurulma hareketleri çok
açık
bir şekilde
cereyan ediyor. Bunun için
BM'ye
dilekçe bile verdiler. Bir
süre sonra Kuzey Irak'ta
kurulacak Kürt devletine bizim
buradaki unsurlar da katılmak isteyecektir.
İş
bu noktaya doğru
gidiyor.'
ABD'Yİ
İKNA
ETMELİYİZ
Türkiye'nin
Musul'u
topraklarına dahil etmesinin veya Türk Ordusu'nun
Kuzey Irak'a
girmesinin ABD'ye rağmen mümkün
olup
olamayacağını
sorusuna ise Ecevit ilginç bir yanıt verdi.
Bunun
ABD'ye rağmen değil,
ABD'yi buna ikna edilerek yapılması
gerektiğ
ini söyleyen Ecevit,
'Bu Türkiye'nin
güvenliği
açısından
gereklidir. Orada
Türkmenlerin güvenliğini
sağlamak için, bu
tür saldırıların Türkiye'ye
yönelmesini
engellemek
için oraya girmemiz gerekiyor' dedi.
Bunun
'işgal' anlamına
gelmeyeceğini savunan Ecevit, 'Bildiğim
kadar, bu konuda bir devlet politikası
oluşturulmuş değil. Oysa şartlar o
kadar
ilginç hale geldi ki, ABD ne der,
İngiltere ne der diye
düş
ünmeden, öncelikle bölge
ülkesi olarak
Türkiye'nin üzerine
düşen
görevleri
vardır. Öncelikle Irak olayının
bir devlet politikasına
dönüştürülmesi
gerekiyor. Biz Kıbrı
s'ta
İngiltere ve ABD'ye rağmen, Kurtuluş
Savaşı'nda ise
bütün emperyalist ülkelere
rağmen neyi başarabilidiğ
imizi
gösterdik. Şimdi çok daha
güçlü ve
haklı durumdayız' diye
konuştu.
Ecevit, sır gibi saklanan vasiyetin Araştı
rmacı
Yalçın
Küçük'e İsmet
İnönü'nün damadı Metin Toker tarafından
aktarılmış olabileceğini ifade etti. Ecevit, Türkiye'nin
Musul'u
topraklarına katması için şartların elverişli hale
geldiğini de
sözlerine ekledi.
|