Efendimiz'i Rüyada Görmek Efendimiz'i
rüyada görmek bir müjdenin ifadesidir
Mü'minin göreceği
sâdık
rüyaların başında, Fazilet
Güneşi'nin (aleyhi
ekmelüttehâyâ)
şualarıyla aydınlanan
rüyalar
gelir.
Çünkü,
O'nun
görüldüğü rüyalar doğruluk
üzeredir ve bazılarının bir te'vîle ihtiyacı olsa da
hepsi
kesinlikle sâdıktır. Pek çok hadis kitabında
rivâyet
edilen bir hadis-i şerifte Sâdık u Masdûk
Efendimiz şöyle
buyurmuştur: "Rüyasında beni
gören,
gerçekten beni
görmüştür.
Çünkü,
şeytan hiçbir şekilde benim
suretime
giremez."
İşte bu beyan-ı
nebevî ve
onun ihtiva ettiği
hakikat üzerinde farklı
görüşler ortaya
konulmuştur: Bazıları, ister sakallı ister
sakalsız, ister uzun ister kısa,
ister yaş
lı ister genç, ne şekil ve
surette
görülürse
görülsün,
bir
kimsenin kalbine rüyasında
gördüğü kişi
hakkında "Bu zat,
Peygamberimizdir" şeklinde bir his
doğması
halinde o zatın Peygamber
Efendimiz olduğunu
söylemişlerdir. Bazıları
ise, Peygamber
Efendimiz'in
rüyada kendi sima ve şemâili ile
görüldüğü zaman Peygamberimiz olduğunu;
aksi
halde, şeytanın, Efendimiz'in şekil ve suretinin gayrısında,
başka
bir
suretle ortaya çıkıp "Ben
Muhammed'im"
diyebileceğini ifade etmişlerdir. İmam
Rabbânî Hazretleri,
"Efendimiz kendi şeklinde
görüldüğ
ü
zaman hakkıyla
görülmüş olur ki, şeytan
O'nu
temsil
edemez" derken, ayrı bir ekol sahibi olan Muhyiddin İbni
Arabî,
"Ne şekilde ve surette olursa olsun, "Ben
peygamberim" diye
kişinin kalbine doğan zat
Peygamberimizdir."
demiştir. Alimlerimizin
çoğunluğu,
Muhyiddin İbn Arabî
Hazretleri'nin
dü?
?üncesine temayül
göstermişlerdir.
İmam-ı Nevevî
Hazretleri de, ister bilinen
sıfatları üzere,
isterse bilinen vasıflarından
başka bir surette
görsün,
sâlih rüyayı
gören
kimsenin her iki surette de
Mahbûb-u Âlem
Efendimiz'i
hakikaten
görmüş olacağını
söyler. Kadi
İyâz'a
göre ise, Râsul-
ü
Ekrem'i bilinen sıfatlarından ba?
?ka bir şekilde
görenin
rüyası te'vîle, tabire
muhtaçtır.
Haddizatında, Habîb-i
Edîb
Efendimiz'i görmek ne şekil ve surette olursa olsun bir
müjdenin ifadesidir. Yaratılışın en anlamlı nüktesi
Hazreti
Fahr
-i Âlem Efendimiz'in güzeller güzeli
cemali,
mübarek siyah saçları, siyah sakalı, endamlı
bakışları,
yüz çizgilerindeki tenasübü
ve
müstesna
bir beşer güzelliği içindeki mahiyetiyle
rüyada
görülmesi ve bir insanın ruh aynasına
eşsiz
kemal ve cemaliyle
aksetmesi o rüyayı gören insan
için
büyük bir bahtiyarlıktır. Zira, alimlerimize
göre,
rüyada Peygamber Efendimiz'i görmek
gamdan sonra feraha,
bir
sıkıntının akabindeki rahatlığa, nimetlerin
artmasına, tevbenin
kabulüne, hepsinden öte ahirette
şefaate nâil olma ve
Cennet'te O'nun gül cemalini
açıktan
açı
ğa görme yoluna girmeye işarettir.
Rüyaya
yansıyan hüzün
Nebîler
Serveri'nin değişik
şekillerde
görülmesi ise, bir kısım
manaları işaret eder.
Şayet,
Güzeller Güzeli, kendisine uygun ruh
güzelliğinin dışa
yansıdığı rüya esnasında o
güzelliğin bazı yanları
gitmiş olarak
görülürse,
bu durum, rüyayı
gören insanın ruh aynasında onu tamamiyle
aksettirmeye mani bir
kıs?
?m isin ve pasın bulunduğuna delalet eder. Mesela; bir kimse
Allah
Rasûlü'nü sakalsız
görüyorsa,
demek ki, o insanın ruh aynasında
Rasûl-i
Kibriyâ
Efendimiz'in sakalını
görmesine mani bir kusur var ve
bu kusur
O'nun güzelliğini
bütün olarak mü?
?
ahede etmesine engel oluyor.
Öyleyse, bu insan, Şânı
Yüce
Nebî'yi rüyasına misafir ettiği
için
sevinse ve
kendisini bahtiyar saysa da, böyle bir eksiklikten
dolayı ruh
dünyasına çeki düzen vermesi gerektiğini
de
göz
ardı etmemelidir.
Şu kadar var ki,
Ferîd-i Kevn
ü Zaman Efendimiz'in gerçek
suretiyle
görülmemesi sadece vicdanın ve
gönlün
paslı
olmasından değildir. Bazen rüyayı
gören zatın veya
onun temsil
ettiği davanın, hareketin ya da milletin
başına gelecek bir kısım
musibetlerden
ötürü
Hüzün
Peygamberi'nin
mahzuniyet ve
mükedderiyeti misal aleminden o şekilde
temessül
edebilir.
Nitekim, Mahzun Nebi, rengi değişmiş, eski elbise
giymiş veya bir azası
eksilmiş görülürse, bu
rüya o yerde dinin
zayı
flamasına ve bid'atların yaygınlaş
masına delalet eder. Belki,
Rasûl-ü Ekrem'i
(sallallâhu aleyhi ve sellem) o
rüyada gören kimse Hak
katında çok makbul ve
mahbub bir
insandır, gönül
dünyası
açısından da
kusursuzdur; fakat, Sultân-
ı
Rusül'ün, sevdiği o
insanın nazarına
temessülü herhangi bir hadiseye karşı
iç
âlemindeki durum itibarıyla olur. Mesela, mühim işleri
omuzunda
taşıyan bir zata, İki Cihân Serveri Efendimiz,
gözleri
yaşlı ve
sakalını tıraş etmiş olarak mahzun bir
çehre ile zuhur
edebilir.
Bunun manası -Allahu a'lem- şudur: O
zatın, dolayısıyla da
davası
nın başına gelecek bir badireden
ötürü,
Hakikat-i
Ahmediye (aleyhissalatü
vesselam) müteessir olduğundan
Şânı Yüce
Nebî kendi hakiki suretinin dışında
görülmüş ve bir bakıma o işi teessürle
karş
ıladığını ifade buyurmuştur.
Aynı
zamanda,
Gönüllerimizin Gülü (sallallahu
aleyhi ve
sellem)
'in hüzünlü ve kederli
görüldüğü rüyalar inananları
uyarmakta;
onları gelmekte olan bir musibete karşı hemen Cenâb-ı
Hakk'a iltica
etmeye, belalara kalkan olması için sadaka vermeye
ve
her hayırlı vesileyi
muhtemel felaketleri def edici bir paratoner olarak
değerlendirmeye
çağı
rmaktadır.
ÖZETLE
1-
Peygamber Efendimiz:
"Rüyasında beni
gören,
gerçekten beni
görmüştür.
Çünkü
şeytan hiçbir şekilde benim
suretime
giremez." buyuruyor.
2- Rüyada
Efendimiz'i görmek
gamdan sonra feraha, bir sıkıntının
akabindeki
rahatlığa, nimetlerin
artmasına, tevbenin kabulüne işarettir.
3-
Efendimiz'in rüyada
hüzünlü ve
münkesir
görülmesi
ümmete bir uyarıdır.
Böylesi
rüyalar bizi kendimizi tekrar
gözden
geçirmeye
yönlendirmeli.
|