Sevgi;Hosgörü Ve Güzel Görme Sevgide
güneş gibi ol, cömertlik ve yardım etmekte akarsu gibi ol,
hataları
örtmede gece gibi ol, hiddet ve öfkede
ölü gibi ol,
tevazu ve alçak
gönüllülükte toprak gibi
ol,hoş
görülülükte deniz gibi ol,ya olduğun gibi
görün, ya da göründüğün
gibi
ol…
Mevlâna’nın
söylediği ve günümüze kadar insanlığa ı
ş?
?k tutan sözleriyle yazıya başlamak istedim.
Tüm dünyada sevgi ve hümanizm sloganı olarak
kabul edilen ”Gel, gel, ne olursan ol gel!İster kâfir ister
Mecûsi,ister puta tapan ol,gel! Bizim dergahımız ümitsizlik
dergahı
değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gel!
"
çağrısıyla dil, din, ırk, milliyet ayırmadan insanoğluna
seslenmiş
tir.
Aklını gönlüyle,
gönlünü aklıyla barıştırmış olan kişi hoş
görülü kişidir.
Bir
gün,coşkulu bir sema meclisinde, bir sarhoş dalar içeri,sağa
sola bu
arada Mevlâna’ya da çarparak
geçer. Dostları
hemen kenara çekip hırpalamak isterken,
Mevlana
”Durun” der, ”şarabı o içmi?
?, sarhoş
luğu siz gösteriyorsunuz”
Yine Mesnevide
bir hikâyesinde, Padişahın sarayındaki
Çinli ressamlar
”Biz Türk ressamlardan daha iyi, daha
hünerli ressamlarız
”iddiasında bulunurlar. Türk
ressamlar ise ”Bizim resimdeki
ustalığımız sizden daha
üstündür”
derler.
Bunun üzerine padişah bir gün:
-İddianızda hanginiz haklısınız? Bunu anlamak
için sizi
imtihan edeceğim, der.
Çin
ressamları ile
Türk ressamları yarışmaya girişirler. Fakat Türk
ressamlar bu
yarışmadan çekinir gibi olurlar.
Çinliler:
-Padişahım bize
özel
bir oda veriniz,biz o odada çalışalım. Bir oda da
Türklerin olsun,
teklifinde bulunurlar.
Kapıları
karşılıklı iki oda
vardır. Odalardan birini Çinliler alır, birini de
Türklere verirler.
Çinliler, padişahtan yüzlerce
çeşit boya isterler. Padişah
onların isteklerinin hepsini yerine getirir.
Türk
ressamlar ise:
Ne
resim, ne boya bizim işimize yaramaz, bize
sadece pas giderici nesne gerekir.
Türk ressamlar
kapıyı kaparlar. Duvarı
cilalamaya başlarlar. Odanın kapıya karşı olan
duvarını
gökyüzü gibi saf, temiz ve parlak bir hale
getirirler.
Padişah önce Çinli ressamların
odası
na girer. Çinli ressamların yaptığı resimleri
görür.
Onların inceliğinize, güzelline şaşırıp kalır.
Aklı başından
gider.
Sonra Türk ressamları
nın yanına gelir.
Padişah gelince Türkler iki oda arasındaki perdeyi kald?
?rırlar. Karşı
odada Çinlilerin yaptığı resimler ve nakışlar bu
odanın cilalanm?
?ş duvarına daha parlak bir şekilde yansır.
Padiş
ah Çinliler tarafından ne görmüşse, bu
odada ondan
daha iyisini, daha güzelini görür. Resimler
öyle
canlı öyle güzeldir ki insanın
gözünü almaktadır.
Bunu
gören padişah, Türk ressamlarını daha başarılı bulur ve
tebrik eder.
Ve demiştir ki: Bazı insanların
gönülleri ayna gibi saf ve tertemizdir. Her şey oraya yansır.
Gönüllerini Allah’ı anarak iyi işler yaparak cilalamı
ş
olanlar her zaman bir güzellik hoşluk içindedir.
Empati, yani karşıdaki kişiyi anlamak ve algılayabilmek,
duyumsamak bar?
?şın sürekliliğini sağlar.
Gelin, Yunus
Emre’nin sözüyle yazımızı
noktalayalım
Gelin tanış olalım
İşin kolay kı
lalım
Sevelim Sevilelim
Dünya kimseye kalmaz... |