5.Mehmet Reşat Osmanlı padişahlarının otuz beşincisi ve
İslam halifelerinin yüzüncüsü.
Saltanatı: 1909-1918
Babası:Sultan
Abdülmecid Han -
Annesi:Gülcemal Kadın Efendi
Doğumu: 2 Kasım 1844
Vefatı: 3 Temmuz 1918
Çocukluğundan itibaren
hususi olarak iyi bir tahsil ve terbiye ile
büyüdü.
Yüksek din ve fen bilgilerini okudu.
Arapça ve Fransızca'yı
mükemmel bir şekilde
öğrendi. Uzun şehzadelik devrinin
çoğunu okumakla
geçirdi.
1890
senesinde İngilizlerin
yardımı
yla kurulan ve padişah aleyhtarı Türk, Rum,
Ermeni,
Arnavut ve Yahudiler
ile Bulgar, Sırp ve Yunan çeteleri tarafından
desteklenen İttihad ve
Terakki Cemiyeti, 1909 yılında Sultan II.
Abdülhamid
Han'ı tahttan
indirdi ve yerine kukla bir vaziyette
Mehmet Reşad Han'ı
geçirdi.
Devlet idaresine tamamen hakim
olan İttihatçılar istedikleri
kabineyi iş
başına getiriyorlar,
istemediklerini ise baskı ve tehditle görevden
uzaklaştırıyorlardı.
Sultan Abdülhamid taraftarı diyerek pek
çok kişiyi idam
ettirdiler. Herkes ölüm ve hapis korkusu
içine
düştü. Memlekette can, mal ve namus emniyeti
kalmadı.
Devlet düşmanlığı, küfür ve dinden
dönme moda olmaya yüz tuttu. Her vilayette zalimler, asiler ve
zorbalar
türedi. Bunun neticesi olarak Arnavutluk'ta isyan hareketleri
başladı.
Arnavutluk bölgesi mebusları hükümete
müracaat
ederek şiddet hareketlerine başvurulmadan bölgeye
bir
nasihat heyeti
gönderilmesini istediler. Ancak şiddet taraftarı olan
İttihad
ve Terakki
mensupları, Mahmut Şevket Paşa komutasında
büyük bir orduyu
Arnavutluk'a göndermelerine ve
pek çok kan
dökülmesine sebep oldukları halde
isyanı önleyemediler.
Sultan Reşat 16 Haziran 1911'de
Kosova'ya gitti. Beş yüz yirmi iki
sene önce dedesi
Murad-ı
Hüdavendigar'ın zafer kazandı
ğı yerde,
yüz bin
Arnavut ile Cuma namazı kıldı. Huzuru temin etti.
Mahmut
Şevket Paş
a'nın yirmi iki taburla yapamadığını, Sultan Mehmet
Reşat bir
gövde gösterisi ile temin eyledi.
Ancak
İttihatçıların ihanet derecesine varan gafletleri
devam
ediyordu. Sultan
Abdülhamit Han'ın bizzat
körüklediği
kiliseler
ihtilafını, 3 Temmuz 1910'da
neşrettikleri bir kanunla hallettiler.
Böylece Balkan milletleri arasında
ihtilaf kalmadığından, Osmanlı
Devleti
aleyhine kolayca birleştiler. Bu
birleşme bir süre sonra (8 Ekim 1912)
Balkan
harbinin başlamasına
sebep oldu. Siyaset yapmaktan memleket
müdafaasına
vakit bulamayan
komutanların elinde kalan Osmanlı
orduları, Karadağ, Bulgaristan,
Yunanistan
ve Sırbistan karşısında bozguna
uğradılar. 30 Mayıs 1913'e
kadar devam eden savaş sonunda, Osmanlı
Devleti, Yenipazar, Libya, Girit,
Rodos,
Onikiada, Arnavutluk, Epir ve Trakya'yı
kaybetti. Edirne'de
Balkan devletleri
eline düştü ise de daha
sonra
müttefikler arasında
çıkan anlaşmazlıktan
faydalanılarak tekrar kazanıldı. Son facialarla
Afrika kıtası ile ilişiğimiz
kesilirken, Avrupa'da çok
küçük bir
toprağımız kaldı. Afrika'da bir milyon
iki yüz bin,
Rumeli'de
ise iki yüz elli bin kilometrekarelik yerimiz
elden gitti.
İttihat ve Terakki'nin gafil, cahil, fırkacı,
bölücü idaresi neticesinde Osmanlı Devleti,
padişah?
?n
haberi bile olmadan bu defa da dünyanın süper
güçlerine karşı Almanya safında I. Dünya
Sava?
?ı
'na katıldı (11 Kasım 1914). Dört sene
süren
savaş
sonunda koca Osmanlı İmparatorluğu yağma olundu.
Bir milyon
kilometrekareden fazla
toprak kaybedildi. Asker zayiatının
yekünü ise beş yüz
elli bini şehit diğerleri yaralı,
kayıp ve esir olmak üzere bir milyonun
üzerindeydi.
Sultan Mehmet Reşad, memleketin
içinde
bulunduğu durumun ıztırabı içerisinde 3 Temmuz
1918'de
vefat
etti. Cenazesi kendisi tarafından hazırlanmış olan
Eyüp'teki
türbesine defnedildi.
Mehmet Reşad Han, halim,
selim ve merhametli bir şahsiyet olup, terbiye
ve
nezaketi her türlü
ölçünün
üstünde
bulunuyordu. Meşrutiyet anayasası
çerçevesinde devleti
idare
etmek istedi. Ancak İttihatçı
ların Osmanlı Devleti
aleyhindeki faaliyet
ve icraatlarının önüne
geçecek kudrette değildi.
Hükümeti ele
geçiren
İttihatçıların
çoğu, hatta din işleri
başkanı olan ş
eyhülislam Musa
Kazım dahi masondu. Bu sebeple
Sultan Reşad
Han'ın saltanat devri,
İttihatçıların
keyfî ve mesuliyetsiz
icraatları neticesinde
büyük
hadiseler ile geçti. Neticede
üç kıta yedi denize
hakim olan Osmanlı Devleti,
dünya
çapında faaliyet
gösteren yıkıcı ve
bölücü
teşkilatların, planlı, sinsî
çalışmaları sonucu yok
olma noktasına getirildi.
|